Ice Room Şaraplık
1980 Cannes Film Festivali sırasında bazı otel suitleri kulüplerden daha tehlikeli olurdu. Gece boyunca insanlar Martinez’in barından çıkıp başka yerlere kayardı. Kimse yüksek sesle adres vermezdi. Asansörde biri sadece kat numarasını fısıldardı.
O gece penthouse’un banyosu bile insan doluydu. Aynaların önü ruj tazeleyen kadınlarla, lavabo kenarı şampanya bardaklarıyla kaplıydı. İçerisi sıcaktı; flaşlar, kahkahalar, sigara dumanı… Sonra biri içeri girdi ve elindeki şişeyi mermer küvetin yanına bıraktı. Uzun krom borular banyo ışığında buz gibi parladı. Şeffaf kristaller tavana su yansıması gibi ince ışıklar vuruyordu. Birkaç saniye boyunca odadaki herkes sustu çünkü taşıyıcı, şampanyadan çok otelin içindeki dev buz kovalarından kopmuş bir parçaya benziyordu. O geceden sonra aynı suitte verilen partilerde insanlar birbirine şunu soruyordu: « Is the ice room already here? »